Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

gecmisin cicekleri

Fri Jul 10, 2009, 11:07 AM
"(...)Çiçeklerin yüzlerini güneşe dönmeleri gibi, geçmiş de gizemli bir güneş tutkusunun verdiği şevkle, tarihin ufkunda yükselen güneşe uzanmak için çabalar. Tarihsel maddeci, bu göze görünmez dönüşümün farkında olmalıdır."

Benjamin- Son Bakışta Aşk/Tarih Kavramı Üzerine

  • Reading: W. Benjamin- Son Bakista Ask

Devious Comments

love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
:iconkapt73:
:rose: ...

--
ultima forsan...
:iconcahilzaman:
“Geçmiş, gizli bir zaman dizini taşır; ona kurtulma kapısını açan budur. Eskileri kuşatmış olan havanın soluğu bize değip geçmez mi? Kulak verdiğimiz seslerde, artık susmuş olanların yankısı yok mudur? Kur yaptığımız kadınların tanımadıkları kızkardeşleri olmamış mıdır? Böyleyse eğer, bizimle geçmiş kuşaklar arasında gizli bir anlaşma var demektir: Bu dünyada bekleniyorduk biz. Daha önceki her kuşak gibi biz de zayıf bir Mesiyanik güçle donatılmışız, geçmişin üstünde hak iddia ettiği bir güç… Bu iddianın karşılığını vermek kolay değildir.” (Tez no. II, s. 40)

--
"hissediyor musun bu şiirin peşinden gittiği yeri
yılanın içinde esen yeli"
:iconbenherkes:
"Geçmişi tarihsel olarak kurmak "onu gerçekten olmuş gibi" tanımak değil, tehlike anında birden parlayıveren anıyı ele geçirmektir. Tarihsel maddeciliğin meselesi, tehlike anında tarihsel öznenin karşısında beklenmedik bir şekilde beliriveren geçmiş imgesini alıkoymaktır. Geleneğin hem kendi varlığı, hem de onu devralanlar tehlikededir. Her ikisi de aynı tehdit altındadır: Hakim sınıfın aleti durumuna düşmek. Geleneği, onu hükmü altına almak üzere olan konformizmin elinden çekip almak, her dönemde yeni baştan girişilmesi gereken bir çabadır. Mesih, sadece kurtarıcı olarak değil, aynı zamanda Deccal'e boyun eğdirmek üzere gelir. Düşman kazanacak olursa, ölüler bile payını alacak bundan. Ancak bu endişeyi içinde duyan tarihçi, geçmişteki umut kıvılcımlarını alevlendirme yetisine sahiptir. Ve düşman kazanmaya devam ediyor hala." (Tez no. VI, s.41-42)
:iconcahilzaman:
Walter Benjamin Historisizm’i yöntem açısından eleştirirken, tarihsel maddecinin bakışını, kimilerine çok tuhaf gelen devrim-ci romantizminin çerçevesinde, korkunç ışık fazlası bir kurtulma beklentisinin, mesiyanik inancın üzerine kurar aynı zamanda. Fakat onun Marks’tan feyiz almış tarihçi için önerdiği yöntem, tarihin çö;plüğünde ilgilendiği şeyler kadar –ki bunlar en çok Gerçeküstücü köktenciliğin ilgilendiği şeylerdir–, imgesini, tari-hin/zamanın sürekli zincirini her an eylem halindeki bir algının, flâneur’ün yakalayı;p ancak kırabileceği kesinti anlarında, yani karanlıkta arar. “Düşünme sadece düşüncelerin akı;p gitmesi değil, aynı zamanda akışın durdurulup düşüncelere el konması-dır.” Bunun şair/şiir için anlamı, her ne kadar, birazdan düşün-ceyi yadsıyor gibi görünecek olsam da, Yaratı’dır. “Düşünce bir-denbire gerilimlerle yüklü bir kümelenmede durduğunda, onu şiddetle sarsar, kendisi de bu sarsıntıyla kristalize olur, bir mo-nada dönüşür.” (XVII, s. 48) Artık kendinden başka bir şeyle açıklanamayan ve daha alt bir değere indirgenemeyen bir olgu-nun, geçmişin derinliklerinde ansızın keşfedilmesi ve karanlıktan kopartılı;p alınma çabası, ki bu çaba “o dönemden belli bir haya-tı, tüm bir ömürden de bir yapıtı çekip çıkartır” (XVII, s. 48), zamanın harcıalem algılanışındaki beklenen/umulan bir kırılma, homojen ve sürekli geleceğe doğru devrilen zamanın yadsınma-dır. Çünkü yaratı ânında düşünce yadsınır. İnsanın aradığı nihai çözüm kırılma anlarını gözeten bir sıçramanın üstünde görünür olabilir. Bu poetik bakış “çileci bir bakıştır” hiç kuşkusuz. Karan-lıkta her gün kendini amaçlanmış olarak bulmak istenci, geçmiş zamanın bir yerinde ansızın bir geçide/patikaya rastlamak umu-dunu fazlasıyla bir adanmışlığa doğru sürükler. Geçmiş karşısın-daki bu her an tetikte olma hali, gibi görünse de, Karıncayiyen André Breton imgesindeki, evrensel bilinci keşfetmeye dönük “kımıltısız bekleyiş” ile çelişmez. Tarihsel maddecinin poetik olması gereken algısı/bakışı, Breton’da “uyarılmış bekleyişin ka-pısı olan us”tur. Buradaki uyarılmışlık, bekleyiş sözcüğünü, tüm mistik dolayımıyla birlikte, gerçek ve görkemli bir eyleme dönüş-türür, içine çeker. Şair’in yaptığı da zaten, şiirini yazmaya başla-yana –şiiriyle karşılaşacağı kırılma ânına– kadar sıkıntılı bekle-yişten başka bir şey değildir. Farkında olunmasa da şiir, bu, baş-kaları için çok yalın ve anlaşılır görünen tüm olguların şair tara-fından bir fırtınanın içinden çıkı;p geliyormuş gibi algılandığı, düşüncelerle her an ağırlaşan, kararan ve karmaşıklaşan süreçte kurulur. Şair açısından şiirin dil/yazı ile var edilmesini eğer, ku-rulması sürecinin üstünde ve fakat ondan bağımsız bir biçimde (düşünen, duraklayan, durakladığı ya da düşündüğü için kendi-sini düşünceyle yani kendi yapısal bir parçasıyla onarma/işleme olanağı bulan bir çeşit ürün diye değil de, tam da, sözünü ettiği-miz o kapkara düşüncelerle sarsıntılı ve sallantılı bekleyişin için-de filizlenen zamanın bilinmez bir anda/yerde kırılmasıyla açılan çatlaktan koşumsuzca/despotça sökün eden imgeleri –ki anlamın ta kendisidir bu imgeler– sadece ve kaçınılmaz biçimde tutmaya çabalayan) bir hızlı zaman deneyimi olarak, yani ve kısaca yaratı diye anlarsak, yaratı ânında şairin yaptığının sadece bir kâtiplik-ten ibaret olduğunu da kavrayabiliriz. Bu tanımlamadan en a-zından benim kendi payıma –ilgilenenlere de bir öneri olarak sadece– düşecek olan, maddeci tarih yazımının, Benjamin’de vurgusunu bulan yekpare ama dolaşık bir zaman kavramı bağla-mında ilgilenmesi gereken ilk şeyin, böyle bir şiir olması gerekti-ğidir. Çünkü anları yağmalayan böyle tetikçi bir şiir, bilginin tüm dolayımını, zamanın sürekliliğinin kesintiye uğradığı yerde ters-yüz eden “muazzam bir kısaltmadır” (XVIII, s. 49). Tek bir şiir, tüm bir hayatın, tüm bir geçmişin karakutusu olabilme olanağına ve gücüne sahiptir. Şair anımsanmaması gereken bilgiyi anım-samış, görünmemesi gereken görüntüyü görmüş olmasıyla, tam bir “Angelus Novus”tur (IX, s. 43). Ama baktığı yerde kalması da, yaptığı şey kadar imkânsızdır artık. Eğer ki, şiirin negatif gücünü aşabilecek bir ülküye sahip değilse. Bu ülkü, o uzamda –en saf söyleyişle tehlikenin içinde– kendini en sarsıcı şekilde duyumsatan bir birlik idealinden çekip çıkarılabilir ancak. Şiiri, şiirsel dile yakınlaştığı ölçüde edebiyatı da, sadece bir iletişim sorunsalından çok ötede, bir arınma ve arındırma projesinin içinde anlamış ve gözetmiş olan Gerçeküstücüler, Freud ve Marx’tan aldıkları ilhamı güçlü çağların şairlerinin esini üstünde somutlamaya, yeniden inşa etmeye girişirler. Bu gözle bakıldı-ğında, Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine Tezler’inden bir şiir okuma/çözümleme rehberi olarak yararlanmak da kaçınılmaz bir durum olacaktır artık.

(...)

--
"hissediyor musun bu şiirin peşinden gittiği yeri
yılanın içinde esen yeli"
:iconbenherkes:
Bir süre burada yokum. Burada olmadığım zamanlarda Benjamin de okuyacağım. Dönüşte devam etmeyi umuyorum..
:iconfiyonk14:
:rose:

--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
:iconcahilzaman:
"Tarih kavramı üzerine" tezler hakkında yazılmış çok güzel bir kitap var... "Yangın Alarmı"...

--
"hissediyor musun bu şiirin peşinden gittiği yeri
yılanın içinde esen yeli"

Journal History

Site Map