Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
©2009-2010 ~benherkes
:iconbenherkes:

Artist's Comments

GÜZELLİK SOKAKTADIR; TİYATRO SOKAKTA

Başlangıçta tiyatro insanların yaşamı, inancı ve özgür insanların hep bir ağızdan söylediği bir şarkıydı. Fakat sonra egemen sınıflar tiyatronun mülkiyetini ele geçirip dört duvar arasına, bir çerçevenin içine sığdırmaya çalıştılar o koca yaşamı. İllüzyona dönüştürmek istediler o gerçekliliği. Tiyatroyu, bir yandan insanları “arındıran” bir eğlence haline getirmeye çalışırken, bir yandan da seyircinin parasını ödeyip izlediği oyun ile parasını ödeyip aldığı diğer şeyler arasında bir fark bırakmayarak, tiyatro olgusunu donuklaştırip, tüketilen imgesel bir meta haline getirmeye çalıştılar. Ama o, her zaman nefes alacak bir alan açtı kendine. Yer altı sahneleri, sokaklar… Biçimlenmiş, tanımlanmış, dâhil olduğu yaşamın kaynayan gerçekliğinin aksine donuklaştırılmış tiyatronun yanında, yaşama yakın duran, çağını yakalayan ve onunla birlikte ileri atılmaya çalışan bir tiyatro hep oldu.

Atelier Populaire 1968 öğrenci hareketleri sırasında şöyle diyordu: “La Beaute ets dans le rue…” yani, “Güzellik sokaktadır…” Populaire, bir yandan hayatın aktığı sokakların bir yaşam alanı olduğunu söylüyor, bir yandan da geleneksel sanatın boğucu mekânlarına karşı yeni bir mekân öneriyordu: Sokak!

Güne müdahale eden sokaklar, dil, din, ırk, cinsiyet, kültür, düşünce farkı gözetmeyen özgür geçitlerdir. Rengiyle, coşkusuyla, yaşamsallığıyla dünyanın nabzı olan sokaklarda yol almaya başladığınızda, bütün kültürlere, bütün insanlara ve dünyanın kendisine ulaşırsınız. İşte bu yüzden biz de diyoruz ki: Hayat sokaktaysa, tiyatro da sokakta olmalıdır!

Sahne, yaşamdan bir kesit olduğunu iddia eder, ki bu çoğunlukla doğrudur da. Ancak giderek kendi taklit gücüyle sarhoş olan sahne, yaşamın kendisi olduğunu da iddia etmeye başlar. Her şeyin bir tür performans gösterisine dönüştürüldüğü 21. yy toplumunda insanlara rol modelleri ve zamanın işleyişi, mekânın algılanışıyla ilgili bir yöntem önerir ve giderek kendi önerisinin gerçeği biçimlediği yanılgısına kapılır. Oysa yaşam ve sanat arasındaki ilişki bu biçimde indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. İkisi arasında böyle kolayca açıklanamayacak bir gel-git vardır sürekli. İlişkileri diyalektiktir. Biçimlerken biçim alırlar ve tersi.

İşte sanat, bu “kurmaca” gerçekliği yaratırken, ışığını bir yere tutmayı seçer. En başta, kimin öyküsünü anlatacağını ve nasıl anlatacağını belirler. Ve tüm bunları yaparken, her nasılsa, tarafsız(!) olduğunu iddia eder. Bazıları, anlatılmak için seçilmeyen öyküleri yaşar sürekli. Anlatım dilinin dışında kaldıkça ötekileştirilme katlanır. Küçük insanların küçük dertleri sanatın yüce dilinin gönül indirmeyeceği kadar “basit” bulunur. Ya da anlatılacaksa da kabalaştırılarak anlatılır. Bu “basit” sıkıntıları yaşayan “basit” insanlar henüz “yüksek sanatın” konu edinemeyeceği kadar ilkeldir. Anlatıldıklarında da mümkün olduğu kadar kabalaştırılarak anlatılırlar. Onların şiveleri aynıdır, jestleri aynıdır, yaşadıkları sıkıntılar aynı!?

Sahne, sanatın araçlarını kullanarak bir öyküyü anlatma yeridir. Kendini yaşamın hemen yanında konumlandırır. Ve gerçekliğini kurarken sürekli, dışarıda bıraktıklarına gönderme yapar. Bu dışarıda bırakılanlar bazen bir “dış ses” olarak dolar sahneye, bazen geçmişteki bir an, bazen öyküsü anlatılan kişiyi sınırlayip boğan bir dış öykü olarak.

Biz şimdi o sesi dinlemek, o öyküyü anlatmak için çıkıyoruz yola. Sahnemizi hayatın içine kuruyoruz. İnsana yönelmesi gereken tiyatro sanatını yabancılaştığı insana yeniden yakın hale getirmeye geliyoruz! Politik ve muhalif bir özle sokağın olanaklarından doğan ve katılımcısıyla üretilen teatralliği birleştiren bir sokak tiyatrosu olmak için yola düşüyoruz. Duvarları hem sahneden hem insandan kaldırarak, sokağın başka bir rengi olmaya geliyoruz. Sistem içinde ötekileştirilen, kendisine yabancılaştırılan insana, unutturulan insanlığını ve unutturulan tiyatroyu hatırlatmaya geliyoruz. Hem yaşam sanatını hem tiyatro sanatını yeniden o devingen ruhuna kavuşturmak için sokağa çıkıyoruz!

SAHNE DIŞI, ışıkların dışında kalanlara dönüyor yüzünü. Ezberlerin dışında kalanlara, sözleri ezbere gelmeyenlere… Çünkü sokak, yaşamın sonsuz değişimi içinde kaynadığı yerdir.


Sokağa çıkıyoruz…


Güneş yükselirken orada, dışarıda olmak için… Onun, karanlık şehrimizin gri binalarının üzerinde yükselişini izlemek ve yükselmesi yolunda cesaretlendirmek için… Yükselişini kutlamak için…

Seçilen değil, seçmeyi öneren, seçebileceğini hatırlatan olmak için…

Asıl damara, hayatın koca ve canlı damarlarına dönebilmek için…

Gündelik hayatın şiirini, ezber bozan şiirini koklayabilmek, ona kendi kokumuzu katabilmek için…

Sokağın aynasında kendimize bakmak, üzerimize düşen görüntülerle dans edebilmek için…

Dans edebilmek için… Hayatın içinde, kaldırımın üzerinde dans edebilmek için…

Gündelik ve kişisel kavgaları, asıl olan kavgayla birleştirmek için…

Kendi kuytularında saklananlara el uzatmak, gel demek için; geldim demek için…

“Büyük sanatın” koridorlarında kaybolan, unutulan “basit” sorulara dönmek için…

İşçiye, işsize, ev kadınına, öğrenciye yani ezilene; buradayım, ver elini demek için…

Sokaktayız! Sahne dışında!


Sahne ışıklarının ardında bırakılan karanlıktayız. Oradan yükselen güneşi görmek ve kutlamak için. Üzerine ışık tutulmayanların arasındayız.

Ezber metinlerin, planlanmış ışıkların, metrekareli salonların dışına çıkmak için…

“Sanatın güzelliği sokağı şenlendirsin; sokağın güzelliği sanata yepyeni devingen bir ruh katsın diye sokağa çıkıyoruz!”

“Her Yer Tiyatrodur” diyoruz. Tiyatroyu ve sokakları özgürleştirmek için sokağa çıkıyoruz!

Gün ışığında, sonsuz uzamda ve sokağın diliyle oynamak için…

“Haydi!” demek için... Haydi!

Oyunun Adı: ONLAR
Grup: SAHNE DIŞI
Yer: ODTÜ

Fotoğraf: ~fifii

Comments


love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
:icondienelke:
haydi :rose:

--

Jin Jiyan azadi.
:iconflawedsoul:
kesinlikle...
haydiii!
:iconnymphofsorrow:
Sü.persiniz :clap:

--
el sol se está levantando en mí :sun:
--
Ezgi Aksoy
:iconfiyonk14:
:clap:

:rose:

--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
:iconcan-michelle:
Çok geç kaldım ama, tebriklerr
kesinlikle...

Üreten ve bilinçli bireylerin kitle olması dileğiyle :clap: :peace:

--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''

Details

May 11, 2009
298 KB
298 KB
800×533

Statistics

10
22 [who?]
321 (0 today)
6 (0 today)

Camera Data

Canon
Canon EOS 450D
1/256 second
F/7.1
200 mm
200
Apr 30, 2009, 12:32:17 PM

Share

Link
Embed
Thumb

Site Map